Bahçeli’nin Komisyon Teklifiyle Meclis Yeniden Güçlenebilir mi?
Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye Stratejisi” için TBMM’de tüm partilerin katılımıyla bir komisyon kurulması çağrısı, hem barış sürecinde hem de Meclis’in güçlenmesinde tarihi bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Bahçeli’nin Komisyon Teklifiyle Meclis Yeniden Güçlenebilir mi?
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihinde Abdullah Öcalan’a yönelttiği ve PKK’ya kendini feshedip silah bırakma çağrısı yapması üzerinden yedi ay geçti. Süreçte PKK lider kadrosunun Öcalan’ın çağrısına uyarak örgütü feshetme kararı alması ve silah bırakma takvimine girilmesi, Türkiye’nin son 50 yılına damga vuran terör meselesinde tarihi bir eşik olarak yorumlanıyor.
Sürecin Kalıcılığı İçin Meclis Adımı
Bahçeli, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda yaptığı açıklamayla bu kritik süreci daha kalıcı hale getirecek önemli bir teklif sundu. Sadece yürütme organına değil, doğrudan yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) rol verilmesini önerdi. 16 partinin yer aldığı Meclis’te toplam 100 milletvekilinden oluşacak bir komisyon kurulması çağrısında bulunan Bahçeli, teklifine “Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu” ismini verdi.
Bu öneri, sadece bir barış süreci adımı değil, aynı zamanda Meclis’in yeniden güç kazanmasına yönelik bir anayasal ve siyasi refleks olarak da değerlendiriliyor.
Milli İradenin Yeni Yorumu
Bahçeli’nin çıkışı, 'milli irade' kavramına getirdiği yeni yorumla da dikkat çekti. AK Parti’nin genellikle yürütme organını ve sandık sonucunu esas alan milli irade anlayışının ötesine geçen bir yaklaşım sergileyen Bahçeli, toplumsal mutabakat gerektiren bu tür süreçlerde Meclis’in merkeze alınması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşım, halk iradesinin sadece sandıkta değil, Meclis’in çok partili yapısında da tecelli ettiğini kabul eden daha katılımcı ve çoğulcu bir anlayışı yansıtıyor.
AK Parti Cephesinden Sessiz Tereddüt
Bahçeli’nin komisyon teklifi kamuoyuyla paylaşılalı günler oldu ancak AK Parti kanadından bu teklife güçlü bir destek mesajı henüz gelmedi. Parti sözcülerinin açıklamaları, süreci öncelikle sonuçlandırma, ardından Meclis aşamasına geçme yönünde bir eğilim olduğunu gösteriyor.
Oysa Bahçeli’nin önerisi, süreci siyasi olarak meşrulaştırmak ve toplumsal zeminde daha sağlam bir yere oturtmak amacı taşıyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un dahi bu teklife açıkça sahip çıkmaması ise dikkat çekici.
Geçmiş Süreçten Ders Alınmalı
2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinin başarısızlıkla sonuçlanması, beraberinde çok ağır siyasal ve toplumsal maliyetler getirmişti. Sürecin şeffaf ve katılımcı olmaması, siyasi uzlaşı eksikliği, sürecin suistimal edilmesine neden olmuştu. Bahçeli’nin bu kez sürece tüm partilerin katılmasını önermesi, geçmişte yaşanan bu eksikliği gidermeye yönelik bir hamle olarak okunuyor.
Meclis’in böyle bir süreçte devrede olması, kararların sadece iktidar partisi eliyle değil, toplumun tüm kesimlerini temsil eden siyasi yapılar aracılığıyla alınmasını sağlayabilir. Bu da hem demokratik meşruiyeti artırır hem de olası krizlerin önüne geçebilir.
Toplumda Karşılık Bulan Adım
Terörün sona ermesi, Türkiye’nin ekonomik, siyasal ve sosyal yapısında yeni bir sayfa açılmasını sağlayabilir. Ancak bu hedefe sadece güvenlik eksenli bir yaklaşımla ulaşmak zor. Meclis merkezli bir strateji, toplumsal hafızada daha sağlam yer edinebilir.
Bahçeli’nin teklifi, aynı zamanda kendi siyasi geçmişiyle de önemli bir yüzleşme anlamına geliyor. Daha önce benzer süreçlere en sert muhalefeti yapan bir lider olarak şimdi sürecin önünü açması, siyasetteki dönüşüm ve sorumluluk anlayışının önemli bir örneği.
Meclis Yeniden Stratejik Konumda mı?
Sistem değişikliğiyle birlikte yürütmenin güçlendiği ve Meclis’in işlevsizleştiği bir yapıda, Bahçeli’nin teklifi yasama organını tekrar oyunun merkezine çekiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1921’den bu yana ülkenin tüm kırılma anlarında devrede olmuş, krizlerin çözüm adresi haline gelmişti.
Bu kez de aynı misyonun yüklenmesi için tarihi bir fırsat kapıda. Komisyonun kurulması ve partiler arası mutabakat sağlanması durumunda, Meclis’in sadece yasa yapan değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine yön veren bir aktör haline gelmesi mümkün.
Kaynak: Fehmi Koru / Karar













