Borsanın Düşük Performansının Arkasındaki 8 Sebep
Borsa İstanbul Temmuz 2025’te hafif hareketlense de dünya borsaları içinde geride kaldı. Ekonomik istikrarsızlık, finansal şoklar, siyasi belirsizlik ve yüksek reel faizler düşük performansın başlıca sebepleri olarak öne çıkıyor.
Borsanın Düşük Performansının Arkasındaki 8 Sebep
YEREL GÜNDEM / İSTANBUL
1. Temmuz Hareketi Yeterli Olmadı
2025 yılının Temmuz ayında Borsa İstanbul’da (BIST 100) sınırlı bir toparlanma görüldü; ancak 2024 Temmuz düzeyine ulaşmak mümkün olmadı. Dünya borsaları sıralamasında Yunanistan ve Polonya’nın ardından zirveyi paylaşan BIST, en alt sıralarda Tayland borsasıyla birlikte yer aldı. Küresel sermaye akımlarının gerisinde kalan İstanbul Borsası’nın son on yıldaki düşük performansı, ekonomik, siyasi ve sektörel pek çok faktöre bağlanıyor.
2. Süregelen Ekonomik İstikrarsızlık
2021 sonundan bu yana ağır bir ekonomik kriz yaşayan Türkiye’de, “istikrarsızlık yokmuş” gibi davranmak piyasaya güven aşılamadı. Kısa süreli programa dayalı eski orta vadeli uygulamalar, sıcak para mekanizmasını öne çıkardı. Gelen ve giden kısa vadeli yabancı sermaye, otomatik piyasa dengelerini bozarak dalgalı kur politikasıyla birleşti. Bütçede tasarruf yerine artan vergiler, krizin süresini uzattı ve yatırımcının gözünü korkuttu.
3. Finansal Şoklara Karşı Savunmasızlık
Türkiye, 2018, 2021 ve 2023’te yaşanan kur şoklarıyla dünyada “nezleye yakalanan” ülkelerden biri oldu. Vadeli döviz piyasasının dar olması ve geniş sermaye hareketlerinin önü açık tutulduğunda, spekülatif dalgalanmalar finansal sistemde ciddi riskler doğurdu. Son sekiz yıldır kredi temerrüt swapı (CDS) bazında en yüksek risk primi verilen ilk üç ülke arasında yer alıyoruz.
4. Yetersiz İstikrar Programı
2005 sonrası planlamanın rafa kaldırılması, kontrolsüz kısa vadeli sermaye girişlerinin teşviki, Türkiye’yi önce “en kırılgan beş”, sonra “en kırılgan üç”, ardından “tek kırılgan ekonomi” haline getirdi. Reform eksikliği, makro ihtiyati tedbirlerin geri planda kalması, düzenleyici belirsizlikler ve yavaş karar mekanizmaları, borsanın dip performansına zemin hazırladı.
5. Siyasi Belirsizlikler ve Jeopolitik Risk
19 Mart’tan sonra gözaltı operasyonları ve iç politika gerilimleri, uluslararası yatırımcının Türkiye algısını olumsuz etkiledi. Demokrasi ve hukuk devleti tartışmaları, Suriye’deki dış politika gerilimleri ve bölgesel riskler, yabancı sermaye girişini sınırlandırdı. Yabancı payı 2016’da yüzde 65 iken, bugün yüzde 37’ye geriledi.
6. Sektörel Durgunluk ve Bankacılık Riskleri
Kredi musluklarının kısılması, tüketim ve yatırım odaklı şirketlerin bilançosunu zayıflattı. Sanayi sektöründe eksi büyüme, bankacılıkta takipteki kredi oranlarının yükselmesi, enerji ve inşaatta büyüme sorunları, kârlılık tablosunu bozdu. Konkordato talebi artarken, zarar eden şirket sayısı da yükseldi.
7. Yüksek Reel Faiz Oranları
Merkez Bankası’nın Haziran başı itibarıyla TL mevduat faizleri yüzde 55,54 seviyesindeyken, yıllık TÜFE yüzde 35,05’ti. Yani TL mevduat sahipleri yıllık ortalama yüzde 15,17 reel getiri sağladı. Bu koşullar, hisse senedi getirilerini gölgede bırakarak borsayı daha az cazip kıldı.
8. Yönetimsel Düzenlemelerin Yanıltıcılığı
Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun 2024 metodoloji değişikliğiyle, yabancı pasaportlu yerleşik hesaplar “yerli” kategorisine taşındı. İsviçre’de saklanan yaklaşık 40 milyar TL’lik portföy, Cayman Adaları’ndaki SPV’lere kaydırıldı. Böylece “yabancı yatırımcı çıkışı” algısı güçlendi; oysa para fiilen ülkeyi terk etmedi. Bu raporlama değişiklikleri, piyasanın gerçek yabancı ilgi düzeyini gizliyor.
Etiketler:
#Borsaİstanbul #Ekonomikİstikrar #FinansalRisk #ReelFaiz #YabancıYatırımcı #SektörDurgunluğu #SiyasiBelirsizlik
Kaynak: Esfender Korkmaz / Yeniçağ













