Yaparsa Bahçeli Yapar: Hukuk Reformu Umudu MHP’de mi Yeşeriyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları hukuk reformu beklentilerini kırarken, MHP cephesinden gelen adalet vurgulu çıkışlar dikkat çekti. Feti Yıldız’ın açıklamaları ve Bahçeli’nin olası rolü, hukuk alanında yeni bir sürecin işareti olabilir.
Yaparsa Bahçeli Yapar: Hukuk Reformu Umudu MHP’de mi Yeşeriyor?
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısında yaptığı açıklamalar, hukuk alanında reform beklentisi olan kesimlerde hayal kırıklığı yarattı. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturmayı "ülke güvenliğini tehdit edecek boyutta organize bir suç yapısı" olarak tanımlarken, hukukçular ve muhalefet temsilcileri bu ifadeleri “yargıya müdahale” olarak değerlendirdi. Ancak bu atmosferde dikkat çeken başka bir çıkış, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) cephesinden geldi. “Yaparsa Bahçeli yapar” ifadesi, özellikle MHP’nin hukuk kurmaylarının son çıkışlarıyla yeniden gündeme taşındı.
MHP Cephesinden Gelen Sinyaller
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve partinin hukuk politikalarından sorumlu ismi Feti Yıldız’ın yaptığı açıklamalar, mevcut hukuk uygulamalarına yönelik bir iç muhasebenin işareti olarak görülüyor. Yıldız, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelik seçimleri öncesinde, hukuk devletinin temel ilkelerine vurgu yaptı ve özellikle tutuklamaların istisnai olması gerektiğini belirtti.
Yıldız’ın açıklamasında dikkat çeken ifadeler arasında şu vurgu öne çıktı: “Mutlak zorunluluk yoksa, tutuklama yerine başka tedbirler düşünülmelidir.” Bu ifade, muhalefetin ve hukuk çevrelerinin sıkça eleştirdiği, “peşin cezalandırma” algısına yönelik bir karşı duruş olarak yorumlandı.
Bahçeli’nin Sessiz Etkisi
Devlet Bahçeli doğrudan bir açıklama yapmasa da, Feti Yıldız gibi partinin ağır toplarından gelen bu çıkışların Bahçeli’nin bilgisi ve onayı olmadan yapılmış olması pek olası değil. Geçmişte birçok kritik süreçte suskun kalıp ardından etkili hamlelerle gündemi değiştiren Bahçeli'nin, bu kez de yargı alanındaki tartışmalarda belirleyici bir pozisyona yönelebileceği değerlendiriliyor.
Özellikle Bahçeli’nin daha önce “Varsa delil açıklansın, yoksa kişi serbest bırakılmalı” şeklindeki yaklaşımı, İmamoğlu davası etrafında yaşanan tartışmaların MHP tarafından da dikkatle izlendiğini gösteriyor. Bu tavır, MHP’nin iktidar ortaklığına rağmen yargı süreçlerine dair farklı bir perspektife sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Adalet Talepleri, Demokrasi Vurgusu
Türkiye’de son yıllarda yargıya güvenin azalması, hem iç politikada hem de uluslararası kamuoyunda ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Kavala, Demirtaş, Can Atalay gibi sembol davalar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen çözüme kavuşmazken, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ise hukuk devleti ilkesini zedeliyor.
Bahçeli’nin partisi bu noktada önemli bir sınavla karşı karşıya. “Bilge Devlet Adamlığı” gibi sıfatlarla anılan Bahçeli'nin, sürece müdahil olması halinde hukuk reformu tartışmalarına yeni bir yön verebileceği konuşuluyor. Kamuoyundaki beklenti, en azından yargının siyasetten bağımsız hareket etmesini sağlama yönünde bir irade gösterilmesi.
Siyasi Dengeler Değişebilir mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İmamoğlu etrafında gelişen soruşturmaya ilişkin değerlendirmeleri, bu ismin Cumhurbaşkanlığı yarışında potansiyel bir rakip olarak görülmeye başlandığını da ima ediyor. Bu da soruşturmanın siyasi etkisini artırıyor. Bahçeli’nin böylesi bir süreçte dengeleyici rol üstlenmesi, hem iç siyasette hem de Türkiye’nin uluslararası algısında farklılık yaratabilir.
MHP’nin “adalet” vurgulu çıkışı, sadece yargı alanında değil, aynı zamanda ekonomi ve dış politika gibi alanlarda da bir normalleşme sürecinin kapısını aralayabilir. Yargı bağımsızlığına olan güvenin yeniden tesis edilmesi, yatırım ortamını iyileştirme ve siyasi kutuplaşmayı azaltma yönünde pozitif etkiler doğurabilir.
Hukuk, Siyasetin Kalbine Oturdu
Türkiye’de hukuk artık sadece hukukçuların değil, doğrudan siyasetin ve toplumun da gündeminde. Ekonomiden insan haklarına, dış politikadan toplumsal barışa kadar birçok alanda belirleyici olan yargı reformu, belki de bugünün en kritik başlığı. Bu noktada “Yaparsa Bahçeli yapar” cümlesi, sıradan bir siyasi slogan olmaktan çıkıyor; bir umut ifadesine dönüşüyor.
Bahçeli bu süreçte nasıl bir tutum alacak? MHP içinden gelen bu çağrılar somut adımlara dönüşecek mi? Türkiye’nin hukuk devleti iddiası yeniden inşa edilebilecek mi? Bu soruların cevabı, sadece siyasetin değil, toplumun geleceği açısından da belirleyici olacak gibi görünüyor.
Kaynak: Ahmet Taşgetiren / Karar













