Kur'an'daki Zülkarneyn Büyük İskender mi: Tarihi iddialar ve İslami kaynakların cevapları
Kur'an-ı Kerim'de geçen Zülkarneyn kıssası ile Makedonyalı Büyük İskender'in demir kapı efsanesi arasındaki benzerlik iddiaları, İslam alimlerinin detaylı analizleriyle aydınlatılıyor.
Ahmet Taş | Bilge Tabirci
İSTANBUL, TÜRKİYE — Kur'an-ı Kerim'in Kehf Suresi'nde anlatılan Zülkarneyn kıssasının, Makedonyalı Büyük İskender efsanelerinden alıntılandığına dair iddialar, özellikle dijital çağda sıkça gündeme getirilmektedir. Birinci yüzyılda yaşamış Romalı-Yahudi tarihçi Josephus'un yazıtlarında İskitleri "Mecüc" (Magog) olarak tanımlaması ve İskitlerin Medleri yağmalamak için Büyük İskender'in inşa ettiği bir "demir kapıdan" geçme planları, bu tartışmaların temelini oluşturmaktadır.
Bazı çevreler, bu tarihi anlatılarla Kur'an'daki Zülkarneyn kıssası arasındaki benzerliklere dikkat çekerek, Makedonyalı İskender'in Kur'an'daki inanç kriterlerini karşılamamasına rağmen bu efsanelerin İslam inancına sızdığını iddia etmektedir. Ancak İslam alimleri ve muhakkik tefsirciler, bu iddiaları tarihi, sosyolojik ve kronolojik veriler ışığında reddederek, iki figür arasındaki devasa farkları net bir biçimde ortaya koymaktadır. Zülkarneyn'in aslında kim olduğu, neden Büyük İskender ile karıştırıldığı ve "demir kapı" efsanesinin asıl kaynağı, İslami kaynaklarda son derece detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.
İnternet çağında bilgi kirliliği ve asılsız iddialar
Günümüzde internetin sağladığı sınırsız bilgi akışı, ne yazık ki doğruluğu ispatlanmamış pek çok iddianın da hızla yayılmasına zemin hazırlamaktadır. İslam alimleri, Kur'an-ı Kerim gibi binlerce aklî ve naklî delille desteklenmiş ilahi bir kelamın, tarihsel birkaç benzerlik veya efsane üzerinden sorgulanmaya çalışılmasını büyük bir bilgi kirliliği olarak değerlendirmektedir.
Tarihçi Josephus'un anlattığı İskitler ve Büyük İskender'in demir kapısı hikayesi, aslında tarihin çok daha eski dönemlerinde yaşanmış hakiki bir olayın zamanla efsaneleşmiş ve farklı figürlere atfedilmiş bir versiyonudur. Tarih boyunca güçlü hükümdarların kendilerinden önceki büyük liderleri taklit etme eğilimi, bu tür mitolojik karışıklıkların en büyük nedenidir.
Bediüzzaman’a göre Zülkarneyn kimdir?
Kur'an tefsirleri tarihinde Zülkarneyn'in kimliği hep merak konusu olmuştur. Bazı eski kaynaklarda onun Makedonyalı İskender olabileceği yönünde zayıf görüşler yer alsa da, ehl-i tahkik (araştırmacı ve doğrulayıcı) alimler bu görüşü kesin bir dille reddetmiştir. Asrımızın en büyük İslam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, Lem'alar adlı eserinde bu konuya çok net bir açıklama getirir.
Bediüzzaman'ın beyanına göre; Zülkarneyn ismindeki "Zü" takısı, eski Yemen padişahlarının (Zülyezen, Zünuvas gibi) kullandığı karakteristik bir unvandır. Dolayısıyla Zülkarneyn, milattan önce 336-323 yılları arasında yaşamış ve Aristo'dan ders almış olan Makedonyalı İskender (İskender-i Rumi) değildir. Aksine o, Hazreti İbrahim döneminde yaşamış, ondan feyiz almış, Hazreti Hızır ile görüşmüş ve Yemen padişahlarından olan çok daha eski bir şahsiyettir.
İnsanlığın yazılı ve düzenli tarihinin ancak üç bin yıl geriye gidebildiğini belirten Bediüzzaman, Hazreti İbrahim döneminin bu sürenin çok daha ötesinde yer aldığını ifade eder. Bu nedenle, o döneme ait tarihi kayıtlar seküler tarihte ya hurafelerle karışmış ya inkar edilmiş ya da son derece yüzeysel olarak günümüze ulaşabilmiştir.
İsim benzerliği ve 'Demir Kapı' efsanesinin sırrı
Peki, neden her iki anlatıda da devasa setler, demir kapılar ve "İskender" ismi yan yana gelmektedir? İslam alimleri, tefsirlerde Zülkarneyn'in İskender adıyla şöhret bulmasının iki temel sebebi olduğunu belirtir.
Birincisi; Yemen padişahlarından olan ve asıl seti inşa eden Zülkarneyn'in bir ismi de "İskender" olabilir. Bu şahıs, Yunanlı İskender-i Rumi değil, ondan binlerce yıl önce yaşamış olan "İskender-i Kebir"dir (Büyük İskender).
İkincisi ve sosyolojik açıdan en önemlisi ise tarihin tekerrür etmesi kuralıdır. Kur'an-ı Kerim, hususi bir olayı anlatırken insanlık tarihindeki benzer vakalara da işaret eder. Yemenli Zülkarneyn (İskender-i Kebir), peygamberane bir irşad ve ilahi bir ilhamla, zalim ve vahşi kavimlerin (Yecüc ve Mecüc) saldırılarını engellemek için mazlum milletleri koruyacak o meşhur seti (demir kapıyı) inşa etmiştir.
Daha sonraki asırlarda sahneye çıkan Makedonyalı İskender gibi cihangir krallar ve güçlü padişahlar, dünyayı fethederken bu asıl Zülkarneyn'i taklit etmişlerdir. Onlar da kendi dönemlerinde, kendi sınırlarını veya mazlum halkları korumak adına dağların aralarına setler, demir kapılar ve büyük kaleler inşa etmişlerdir. Zamanla tarihçiler, bu taklit eserleri asıl efsane ile birbirine karıştırmış ve Zülkarneyn'in başarılarını, nispeten daha yakın tarihte yaşamış olan Makedonyalı İskender'e atfetmişlerdir.
Kehf Suresi'ndeki Zülkarneyn'in özellikleri
Kehf Suresi'nde Zülkarneyn kıssasının inzal olma sebebi de oldukça dikkat çekicidir. Medine'deki Yahudi alimlerinin kışkırtmasıyla Mekkeli müşrikler, Hazreti Muhammed'in peygamberliğini sınamak için ona üç zor soru sormuşlardır. Bu sorulardan biri de "Yeryüzünün hem doğusuna hem de batısına seferler düzenlemiş olan o büyük hükümdar kimdir?" şeklindedir. Surenin ilgili ayetleri bu soruya ilahi bir cevap olarak inmiştir.
Zülkarneyn'in bir peygamber olup olmadığı tefsir alimleri arasında tartışılmıştır. Fahreddin er-Râzî ve Elmalılı Hamdi Yazır gibi müfessirler, "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin" (Kehf, 86) şeklindeki ilahi hitabı dikkate alarak onun peygamber olabileceğini savunmuşlardır. Ebu'l A'la el-Mevdudi gibi alimler ise onun doğrudan peygamber olmadığını, ancak Allah'tan ilham alan, sâlih ve adil bir dünya hükümdarı olduğunu belirtmiştir.
Hazreti Ali'nin bu konudaki yaklaşımı ise oldukça nettir: "O, peygamber veya melek değildi. Sadece sâlih bir kuldu. Allah’ı çok sevdi, Allah da onu sevdi. İnsanlara Allah için nasihat etti, Allah da onun bu hayırlı çalışmalarını kabul edip ona güç verdi." Tarihi rivayetler, onun Hazreti İbrahim'in irşadıyla Müslüman olduğunu, onunla birlikte Kabe'yi tavaf ettiğini ve onun duasıyla harikulade başarılar kazandığını kaydetmektedir.
Makedonyalı Büyük İskender neden Zülkarneyn olamaz?
Tüm bu veriler ışığında, Makedonyalı İskender'in Zülkarneyn olma ihtimali tamamen ortadan kalkmaktadır. Dünya tarihinin seyrini değiştirmiş, milattan önce 300'lü yıllarda yaşamış bir kralın hayatındaki en önemli olayların (devasa bir demir set inşası gibi) meçhul kalması düşünülemez. Üstelik Makedonyalı İskender, tevhid inancına sahip bir mümin değil, puta tapan Helenistik bir kültürün lideriydi ve kendisini de bir yarı tanrı olarak görüyordu. Oysa Kur'an'da tarif edilen Zülkarneyn, gücünü yalnızca Allah'tan bilen, tevhid ehli, mazlumun yanında ve zalimin karşısında duran mütevazı bir kuldur.
Sonuç olarak; Kur'an'da anlatılan Zülkarneyn'in özellikleri ve fetih rotaları dikkate alındığında, onun MÖ 2200'lü yıllarda yaşamış Akad Kralı Naram-Sin, Himyerli Ebû Karîb Şemmâr veya Yemen krallarından Sa'b b. Râyiş olabileceği yönünde güçlü tarihi teoriler bulunmaktadır. Bu isimler birer ihtimalden ibaret olsa da kesin olan tek gerçek, Kur'an'daki Zülkarneyn'in pagan Makedonya Kralı Büyük İskender olmadığıdır. Mitolojilerin ve tarihçilerin anlattığı efsaneler Kur'an'a girmemiş; aksine Kur'an, tarihin derinliklerinde kalmış hakiki bir tevhid önderinin kıssasını tahrif edilmiş efsanelerden arındırarak insanlığa en saf haliyle sunmuştur.













