PKK’nın Kaç Silahı Var? Sürecin En Kritik Sorusu Cevapsız
PKK’nın silah bırakma süreci, örgütün elindeki silahların miktarının bilinmemesi nedeniyle tartışmalı. Can Ataklı’nın köşesinde gündeme getirdiği bu soru, sürecin güvenilirliğini sorgulatıyor.
PKK’nın Kaç Silahı Var? Sürecin En Kritik Sorusu Cevapsız
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Silah Bırakma Süreci Başladı Ama Şeffaflık Yok
PKK’nın “kendini feshettiği” açıklaması Türkiye siyasetinde yankı uyandırırken, gözler örgütün elindeki silahları ne zaman ve nasıl teslim edeceğine çevrildi. DEM Parti’nin MHP ve AKP ile yaptığı temaslar sürerken, sürecin en kilit aşaması olan silahsızlanmada ciddi bir soru hâlâ yanıtsız: PKK’nın elinde kaç silah var?
İktidarın süreci MİT üzerinden yürütmek istediği biliniyor. Efkan Ala, “Silahlar bırakıldıktan sonra Meclis devreye girecek” diyerek adımların sırasını netleştirdi. Ancak kamuoyuna PKK’nın silah envanteri hakkında hiçbir bilgi verilmedi.
“Bir Kamyon Silah Gösterip Bıraktık Derlerse?”
Gazeteci Can Ataklı’nın dikkat çektiği üzere, ortada resmi bir rakam ya da belge bulunmuyor. “Bir hafta sonra bir kamyon dolusu silah getirip ‘bıraktık’ derlerse buna inanacak mıyız?” sorusu kamu vicdanında yankı buluyor.
Gerçek bir silahsızlanma için sadece teslim edilen silahların görüntüsü değil, toplam envanterin bilinmesi ve teslim sürecinin denetlenmesi şart. Aksi hâlde kamuoyuna gösterilecek birkaç silah kasasıyla “süreç tamamlandı” algısı oluşturulabilir.
Sayıştay Raporları ve “Ahtapot” Açıklaması
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Ahtapot” benzetmesiyle duyurduğu yolsuzluk iddialarına dair ilk adımı Fatih Belediyesi üzerinden atması da gündeme damgasını vurdu. Özel, tamamı Sayıştay raporlarına dayanan belgeler sundu. Bu belgeler iktidarın resmî denetim kurumu tarafından hazırlanmış olmasına rağmen hükümet çevreleri tarafından dikkate alınmıyor.
Oysa muhalefetin ortaya koyduğu deliller; gizli tanıklara, mühürsüz belgelere ya da dedikodulara dayanmıyor. Özgür Özel’in açıklamasıyla birlikte, Sayıştay’ın bulgularının görmezden gelinmesi kamuoyunda “çifte standart” tartışmalarını alevlendirdi.
AKP İçinden Destek Azalıyor mu?
AKP içinden gelen tepkiler de dikkat çekici. Erdoğan’ın etrafındaki bazı isimlerin artık “gidici” olduğunu düşündüğü ve bu nedenle muhalefete yönelik operasyonlara mesafeli durduğu kulislerde konuşuluyor.
Bazı AKP’lilerin İmamoğlu'na yönelik yürütülen soruşturmalar konusunda isteksiz olduğu ve hatta bu tavrın “geleceği garantiye alma” çabasına dönüştüğü iddia ediliyor. Erdoğan’ın bu iç muhalefetin farkında olduğu ve ilerleyen süreçte buna dair adımlar atabileceği konuşuluyor.
Devlet Bahçeli Sahneye Döndü
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, uzun süredir suskunluğunu koruyordu. 6 Şubat’taki ameliyatından bu yana sadece görüntülerle kamuoyuna yansıyan Bahçeli, Kızılcahamam’daki Ülkücü Şehitleri Anma Günü töreninde konuştu. Bu, yaklaşık dört ay sonra kamuoyunun kendisini sesiyle duyduğu ilk an oldu.
Ancak Bahçeli’nin neden bu kadar süre konuşmadığı hâlâ gizemini koruyor. Fiziksel olarak programlara katılıyor olması rağmen bugüne kadar sessiz kalmasının ardındaki gerekçeye dair herhangi bir açıklama yapılmadı.
Kınık Dosyası: Yargı Üzerindeki Gölge
Bir diğer dikkat çekici olay ise Kızılay eski Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Zehra Kınık’ın ölümlü kazaya karışması ve tutuklanmaması. Zehra Kınık, bir motosiklet sürücüsünün ölümüne neden oldu. Kazada asli kusurlu bulunmasına ve 4 yıl 2 ay hapis cezası almasına rağmen tutuklanmadı.
Bu durum, “yargı kararları siyasi ilişkilerle mi alınıyor?” sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. Yasalara göre bu tür kazalarda tutuklama beklenirken, Kınık’a uygulanan ayrıcalığın nedeni açıklanmadı. Kamuoyunda iki olasılık konuşuluyor: ya siyasi baskı devredeydi ya da yargı ile özel bir bağ kuruldu.
Kaynak: Can Ataklı / Nefes













