Ekonomi yönetiminde güç savaşı: Şimşek mi, Albayrak mı?

Ekonomist Selçuk Geçer, Yeni Şafak'ın Mehmet Şimşek'i hedef alan manşetinin arkasında Berat Albayrak'ın dönüşüne yönelik siyasi bir güç savaşı yattığını iddia etti.

Ekonomi yönetiminde güç savaşı: Şimşek mi, Albayrak mı?

Ahmet Taş | Yerel Gündem

ANKARA, TÜRKİYE — Ekonomist Selçuk Geçer, Yeni Şafak gazetesinin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in programını hedef alan sert manşetinin teknik bir eleştiriden ziyade, eski Bakan Berat Albayrak'ın ekonomi yönetimine dönüşüne zemin hazırlayan siyasi bir güç mücadelesi olduğunu iddia etti.

İktidara yakın medyadaki bu sert çıkışların geçmişteki Merkez Bankası başkanı değişimlerini akıllara getirmesi piyasalarda tedirginlik yaratırken; siyaset kulislerinde Albayrak döneminin makroekonomik verileri, uygulanan stratejik altın politikaları ve bugünün yüksek enflasyon tablosu detaylı bir şekilde kıyaslanarak yeni bir ekonomi politikaları rotasının çizilip çizilmeyeceği tartışılıyor.

Yeni Şafak'ın manşeti ve kulislerdeki güç savaşı

SÖZCÜ TV ekranlarında ekonomi yönetimindeki son gelişmeleri değerlendiren Yeniçağ yazarı ve ekonomist Selçuk Geçer, Albayrak Medya Grubu bünyesinde yayımlanan Yeni Şafak gazetesinin "Şimşek'in enflasyonla mücadele programı çöktü" başlıklı manşetini analiz etti. Gazetenin eleştirilerinin teknik olarak doğru olduğunu ve kendi görüşleriyle örtüştüğünü belirten Geçer, asıl meselenin bu manşetin zamanlaması ve taşıdığı gizli mesajlar olduğunu öne sürdü.

Geçer, piyasalarda oluşan algıyı ve siyasi kulisleri şu sözlerle aktardı:

"Mehmet Şimşek dönemine yönelik eleştirilecek hiçbir şey yok, söylenenler doğru ve benim görüşlerimle örtüşüyor. Ancak arka planda acaba Berat Albayrak yavaş yavaş Mehmet Şimşek’in yerine mi hazırlanıyor? Piyasalarda Albayrak’ın uzun zamandır kulis yaptığı iddiaları dolaşıyor."

Naci Ağbal dönemi hatırlatması ve kurumsal sessizlik

İktidar medyasından gelen bu beklenmedik salvo, akıllara Kasım 2020'de göreve gelip Mart 2021'de görevden alınan eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal dönemini getirdi. Geçer, Yeni Şafak'ın geçmişte de faiz artırımları nedeniyle Naci Ağbal'ı manşetten hedef aldığını ve kısa süre sonra Ağbal'ın görevden alınarak yerine gazetenin yazarlarından birinin atandığını hatırlattı. Yaşanan bu "çift seslilik", yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Şimşek'ten veya bakanlık kurmaylarından iddialara karşı henüz resmî bir yalanlama gelmemesi ise güç mücadelesi söylentilerini derinleştiriyor.

Albayrak ve Şimşek dönemi: Makroekonomik verilerin karşılaştırması

Bu iddiaların siyasetin merkezine oturmasının en önemli nedenlerinden biri, sokağın ve dar gelirlinin hissettiği ekonomik buhran. Mehmet Şimşek'in göreve gelmesiyle birlikte uygulamaya konulan ve "rasyonel zemine dönüş" olarak adlandırılan ortodoks politikalar, faizlerin hızla artırılmasını ve talebin baskılanmasını beraberinde getirdi. Ancak bu kemer sıkma politikaları, henüz enflasyonu tek hanelere düşürebilmiş değil. Aksine, vatandaşın hissettiği hayat pahalılığı tarihi zirvelere ulaştı.

Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı dönemde muhalefetin en büyük eleştiri okları döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve Merkez Bankası rezervleri üzerineydi. Ancak günümüz siyaset kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, aradan geçen yılların Albayrak dönemindeki belirli verileri "aratır" hale getirdiği konuşuluyor. Eleştirmenlere göre, Albayrak'ın büyüme ve istihdam odaklı politikaları enflasyonist bir zemin yaratsa da, o dönemde emekli maaşlarının alım gücü bugünkü kadar erimemiş ve ev kiraları astronomik rakamlara ulaşarak bir barınma krizine dönüşmemişti. Şimşek'in sert daraltıcı politikalarıyla çöküşün eşiğinden dönüldüğü iddia edilse de, faturanın orta ve alt gelir grubuna ağır kesilmesi, eski dönemlere yönelik bir nostalji ve alternatif arayışı yaratıyor.

Küresel krizlere karşı stratejik kalkan: Altın politikası

Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ondan önceki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı dönemlerinde hayata geçirdiği stratejik hamlelerin uzun vadeli etkileri, bugünün küresel kriz ortamında daha net görülüyor. Özellikle Türkiye'nin yurt dışındaki altın rezervlerinin (ABD Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası kasalarındaki) fiziki olarak Türkiye'ye, Borsa İstanbul ve TCMB kasalarına taşınması, ülkenin finansal bağımsızlığı açısından tarihi bir dönüm noktası oldu.

Ekonomi analistlerine göre Albayrak'ın başlattığı bu "altın politikası", Türk ekonomisini küresel ekonomik krizlerin yanı sıra, Ukrayna-Rusya savaşı ve Orta Doğu'da İran ile İsrail arasında yaşanan, küresel piyasalarda "atom bombası" etkisi yaratan jeopolitik şoklara karşı koruyan en önemli kalkan işlevini gördü. Merkez Bankası'nın artan altın rezervleri, küresel piyasalarda ons altın fiyatlarının rekor üstüne rekor kırmasıyla Hazine'nin bilançosunu ciddi şekilde güçlendirdi. Bugün Türkiye dış şoklara karşı bir manevra alanı bulabiliyorsa, bunda yıllar önce atılan millileştirme ve fiziki altın rezervasyon stratejilerinin payı büyük kabul ediliyor.

Sonraki adım: Ekonomi yönetiminde rota değişecek mi?

Türkiye ekonomisi, bir yanda yüksek faiz ve sıkı para politikası ile dezenflasyon sürecini yönetmeye çalışan Mehmet Şimşek vizyonu, diğer yanda ise geçmişin büyüme ve stratejik rezerv odaklı Albayrak ekolü arasında siyasi bir karar aşamasına yaklaşıyor gibi görünüyor. Selçuk Geçer'in uyarıları ve iktidara yakın medyanın attığı manşetler, ekonomi ile siyaseti birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını bir kez daha kanıtlıyor. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nden verilecek mesajlar ve ekonomi kurmaylarının tutumu, Türkiye'nin ekonomik rotasında yeni bir değişimin habercisi olup olmadığını netleştirecek.

www.yerelgundem.com