Antalya Büyükşehir’de 'haz dolu' yolsuzluk skandalı: ASAT ve ALDAŞ mercekte
Antalya Büyükşehir Belediyesi iştirakleri üzerinden kamu kaynaklarının lüks seyahatler ve etik dışı harcamalar için kullanıldığı iddiası savcılık belgelerine yansıdı.
AHMET TAŞ | YEREL GÜNDEM
ANTALYA, TÜRKİYE —Antalya Büyükşehir Belediyesi iştirakleri ALDAŞ ve ASAT üzerinden yürütülen kamusal harcamalarda; lüks seyahatler, şişirilmiş faturalar ve denetçi-yönetici ilişkilerindeki etik ihlaller savcılık iddianamesine yansıdı.
TGRT Haber’de yayınlanan "Medya Kritik" programında gazeteciler Fuat Uğur ve Cem Küçük, Mülkiye Başmüfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporundaki bulguları kamuoyuyla paylaştı. İddianamede yer alan detaylara göre, kamu kaynaklarının belediye iştiraki olan ALDAŞ (Altyapı Yönetim Danışmanlık Mühendislik Hizmetleri A.Ş.) ve ASAT (Antalya Su ve Atıksu İdaresi) üzerinden "şatavatlı ve haz dolu geceler" için harcandığı ileri sürüldü.
ALDAŞ ve ASAT arasındaki %15 kar oyunu
Skandalın temelinde, 1995 yılında iki kurum arasında imzalanan müşavirlik sözleşmesinin 2019 yılında değiştirilmesi yatıyor. Yapılan yeni düzenlemeyle ALDAŞ, ASAT’tan yaptığı tüm masrafların üzerine %15 oranında sabit bir kar payı almaya başladı. Bu durumun, ALDAŞ yöneticilerini masrafları bilerek şişirmeye sevk ettiği iddia ediliyor.
Harcamaların standartların dışına çıkarak kabartıldığı belirtilen raporda; lüks yeme-içme, konaklama, araç kiralama, yurt içi ve yurt dışı seyahat masraflarının bu yolla ASAT'ı ucu açık bir borçlanmaya soktuğu vurgulanıyor. Bu seyahatlere gönderilecek kişilerin ise Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından "ödüllendirme" amacıyla seçildiği, listedeki pek çok ismin ne ALDAŞ ne de ASAT ile profesyonel bir ilişkisinin bulunmadığı saptandı.
İsimleri gizlemek için aracı firmalar ve 'naylon' faturalar
İddianameye yansıyan bir diğer çarpıcı detay ise isimlerin gizlenmesi çabası oldu. Antalya'da çok sayıda bilet acentesi bulunmasına rağmen, konaklama ve uçuş işlemleri için Ankara ve İstanbul merkezli "Verde" isimli bir firmanın aracı kılındığı belirlendi.
Gazeteci Fuat Uğur’un aktardığına göre; otel faturalarından konaklayan kişilerin isimleri çıkarılmaya çalışıldı, ancak savcılık incelemesi sonucu uçak biletlerindeki gerçek isimler üzerinden harcama listelerine ulaşıldı. Bu süreçte harcamaların üzerini örtmek için "naylon" (sahte) faturalar kullanıldığı ve belediye şirketlerinin muhasebe kayıtlarının bu yolla manipüle edildiği iddia ediliyor.
Skandalın boyutu: Sayıştay denetçileri ve yabancı uyruklu kadınlar
İddianamenin 190. sayfasında yer alan bulgular, skandalın sadece mali değil, aynı zamanda etik bir çöküşü de kapsadığını gösteriyor. Rapora göre, yabancı ülke vatandaşı bazı kadınların uçak biletleri ve konaklama ücretleri Antalya Büyükşehir Belediyesi kasasından ödendi.
Daha vahimi ise bu kadınların; ALDAŞ çalışanları, belediye personeli ve belediyeyi denetlemekle görevli olan bazı kamu görevlileriyle aynı odalarda konakladığının tespit edilmesi oldu. İddianamede, bu kamu görevlileri arasında Sayıştay personelinin de bulunduğu belirtildi. Cem Küçük, programda yaptığı değerlendirmede, "Denetlemeye gittiğiniz kurumun parasıyla bu tür ilişkilere girerseniz, oradaki yolsuzluğu nasıl yazacaksınız?" sorusunu sorarak denetim mekanizmasının nasıl felç edildiğine dikkat çekti.
16.8 Milyon TL'lik yemek faturası
Savcılık raporuna göre, 2021-2022 yılları arasında sadece lüks restoranlarda yenilen yemekler için milletin cebinden toplam 16.824.000 TL ödendi. Bu rakamın bugünkü enflasyon oranları ve yeniden değerleme oranlarıyla hesaplandığında 40 milyon TL'yi aşan bir tutara ulaştığı ifade ediliyor.
Harcama kayıtlarında Hazine Bakanlığı, İller Bankası ve emekli siyasetçilerin de isimlerinin geçtiği, ancak savcılığın bu dosyaları ayırarak ilgili kurumlara bildirdiği öğrenildi. Gazeteciler, İçişleri Bakanlığı'na ve Sayıştay Başkanlığı'na seslenerek, bu "yüz kızartıcı" suçlara karışan memurların derhal görevden uzaklaştırılması gerektiğini savundu.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun da CHP heyetine "Belediyelerdeki yolsuzluklara sahip çıkmayın" uyarısında bulunduğu bilgisi, skandalın siyasi etkilerinin de derinleşeceğini gösteriyor.













