AYM’den Gecikmiş Adalet İtirafı: Gazeteci Yusuf İnan’ın 6 Yıllık Yurt Dışı Yasağı Hak İhlali Sayıldı

Anayasa Mahkemesi, gazeteci Yusuf İnan hakkında yaklaşık 6 yıldır uygulanan yurt dışına çıkış yasağının özel hayat ve aile hayatı hakkını ihlal ettiğine hükmetti. 1334 gün sonra gelen karar, “gecikmiş adalet” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

AYM’den  Gecikmiş Adalet  İtirafı: Gazeteci Yusuf İnan’ın 6 Yıllık Yurt Dışı Yasağı Hak İhlali Sayıldı

AHMET TAŞ / YEREL GÜNDEM

ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye’de bireysel başvuru yoluyla adalet arayan binlerce kişi için emsal teşkil edecek bir karar Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) geldi. Yüksek Mahkeme, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci ve stratejik analiz uzmanı Yusuf İnan hakkında yaklaşık 6 yıldır uygulanan yurt dışına çıkış yasağının, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğine hükmetti.

AYM Birinci Bölümü’nün 9 Aralık 2025 tarihli, 2022/48631 başvuru numaralı kararı, sadece bir gazetecinin yaşadığı mağduriyeti değil; Türkiye’de adli kontrol tedbirlerinin fiili bir cezaya dönüşmesi sorununu da gözler önüne serdi.

Ancak kararın kendisi kadar, karara giden sürenin uzunluğu da tartışma yarattı. Çünkü Yusuf İnan’ın “acil” koduyla yaptığı bireysel başvuru, 3 yıl 7 ay 24 gün sonra sonuçlandırıldı.


Bir Gazetecinin 6 Yıllık “Açık Cezaevi” Hayatı

Yusuf İnan’ın hukuki süreci, 15 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmasıyla başladı. Ukrayna’da yaşayan, ticaret yapan ve ailesiyle birlikte yerleşik bir hayat kuran İnan, Türkiye’ye giriş yaptığı anda devam eden bir soruşturma kapsamında tutuklandı.

2019 yılında tahliye edilen İnan hakkında bu kez yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı. Bu tedbir, geçici olması gerekirken, yıllar içinde fiilen özgürlükten yoksun bırakmaya dönüştü.

İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada İnan, “terör örgütü propagandası” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf aşamasında suç vasfı “yardım” olarak değiştirildi ve ceza 3 yıl 9 aya çıkarıldı. Ancak cezanın infazından bağımsız şekilde devam eden yurt dışı yasağı, davanın en ağır sonucu haline geldi.


Savaşın Ortasında Kalan Bir Aile

Yusuf İnan’ın AYM’ye sunduğu bireysel başvuru dosyası, salt hukuki argümanlardan ibaret değildi. Dosyada, insani boyutu son derece ağır olan ayrıntılar yer aldı.

İnan’ın eşi ve iki küçük çocuğu, Ukrayna’da yaşamaktaydı. Başvurunun yapıldığı tarihte çocuklardan biri henüz bebeklik çağındaydı. 24 Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte aile, fiilen bir savaşın ortasında kaldı.

Başvuru dilekçesinde şu hususlar açıkça vurgulandı:

  • Eşinin ciddi bir göz rahatsızlığı geçirdiği ve ameliyat olması gerektiği

  • Çocukların bakımını üstlenecek kimsenin bulunmadığı

  • Bombardımanlar nedeniyle ailenin sığınaklarda yaşamak zorunda kaldığı

  • Can güvenliğinin ciddi risk altında olduğu

Buna rağmen yerel mahkemelerin verdiği yanıt, AYM kararına da yansıdığı üzere, tek cümlelik bir klişeden ibaret kaldı:
“Ailenin Türkiye’ye gelme imkânı var.”

Anayasa Mahkemesi, bu yaklaşımın savaş koşullarını, fiili imkânsızlıkları ve aile hayatının bütünlüğünü yok saydığını tespit etti.


AYM’den Sert Tespit: Tedbir, Cezaya Dönüştü

AYM Birinci Bölümü, incelemesini yalnızca “seyahat özgürlüğü” çerçevesinde yapmadı. Mahkeme, yurt dışı yasağının başvurucunun ailevi, sosyal ve mesleki hayatını doğrudan etkilediğini vurgulayarak değerlendirmeyi özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında ele aldı.

Kararda yer alan en dikkat çekici ifadelerden biri şöyle oldu:

“Herhangi bir tedbirin, ilanihaye veya herhangi bir kriterden bağımsız olarak süreklilik arz eder biçimde uygulanması mümkün değildir.”

AYM’ye göre, yaklaşık 6 yıl süren bir yurt dışına çıkış yasağı, 3 yıl 9 ay hapis cezası bulunan bir dosyada, artık “tedbir” değil, örtülü bir cezalandırma anlamına gelmektedir.


Gerekçesiz Retler ve Ölçülülük Sorunu

AYM kararında yerel mahkemelere yöneltilen eleştiriler dikkat çekti. Mahkeme;

  • Başvurucunun savaş koşulları,

  • Bakım ihtiyacı olan çocuklar,

  • Sağlık sorunları

gibi somut iddialarının, yerel mahkemelerce hiç tartışılmadığını, kararların şablon ve soyut gerekçelerle verildiğini tespit etti.

Ayrıca, pasaporta el koyma gibi daha hafif adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli olmayacağına dair tek bir gerekçe dahi sunulmadığı vurgulandı.

Bu durumun, Anayasa’nın temel ilkelerinden biri olan ölçülülük ilkesine açıkça aykırı olduğu ifade edildi.


“Acil” Başvuruya 1334 Günlük Sessizlik

Dosyanın en çarpıcı yönlerinden biri ise Anayasa Mahkemesi’nin kendi işleyişine dair yarattığı tartışma oldu. Yusuf İnan, başvurusunu 15 Nisan 2022 tarihinde, savaşın en yoğun günlerinde ve ailesinin can güvenliği risk altındayken “acil” koduyla yaptı.

Ancak AYM, bu başvuruyu karara bağlamak için 9 Aralık 2025 tarihini bekledi.

  • Bekleme süresi: 1.334 gün

  • Sonuç: Hak ihlali var

Bu tablo, “gecikmiş adalet adalet midir?” sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı.


Stratejik Analiz: Adli Kontrol Bir İnfaz Aracına mı Dönüşüyor?

Stratejik analiz uzmanı kimliğiyle de tanınan Yusuf İnan’ın dosyası, Türkiye’de adli kontrol tedbirlerinin fiilen infaz mekanizmasına dönüşmesi tartışmasını yeniden alevlendirdi.

AYM kararı, bundan sonra yerel mahkemelerin;

  • Tedbir süresini ceza ile orantılı belirlemesini

  • Somut ve kişiye özel gerekçe sunmasını

  • Aile hayatı ve uluslararası bağları dikkate almasını

zorunlu hale getiren güçlü bir içtihat olarak değerlendiriliyor.


AYM Kararı: İhlal, Tazminat ve Yeniden Yargılama

AYM Birinci Bölümü, oybirliğiyle şu kararlara hükmetti:

  • Anayasa’nın 20. maddesinin ihlal edildiğine

  • İhlalin sonuçlarının giderilmesi için dosyanın İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine

  • Başvurucuya 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine

Başvurucunun 200.000 TL’lik tazminat talebine karşılık verilen bu miktar, hukuk çevrelerinde “sembolik” olarak değerlendirildi.


27 Yıllık Vefa Mücadelesi ve Bir Ailenin Yıkımı

Yusuf İnan, 27 yıldır şehit aileleri ve gazilerin sesi olan www.sehitlerolmez.com platformunun kurucusu ve yöneticisi olarak tanınıyor. Yıllarca şehit çocuklarının yaşadığı acıları kamuoyuna taşıyan bir gazeteci, bugün kendi çocuklarının savaş altında büyümesine uzaktan tanıklık etmek zorunda kaldı.

Yargılama başladığında beşikte olan çocuklar, bugün 9 yaşına girdi. Bu süreç, hukuki bir dosyadan çok, bir ailenin kaybolan yılları olarak kayıtlara geçti.


Sonuç: Geç Gelen Bir Haklılık, Eksik Bir Adalet

Anayasa Mahkemesi’nin kararı, Yusuf İnan’ın haklılığını tescil etti. Ancak 6 yıl süren bir yasak, 1334 gün bekletilen acil başvuru ve sembolik tazminat, adaletin zamanında tecelli etmediğini bir kez daha gösterdi.

Buna rağmen karar, benzer durumda olan binlerce kişi için umut verici bir emsal niteliği taşıyor. Artık “ailen Türkiye’ye gelsin” gerekçesiyle, insanların hayatları sınırlar arasına hapsedilemeyecek.


www.yerelgundem.com