Türkiye-Yunanistan arasında Navtex krizi: Ege'de sular ısınıyor
Şubat ayındaki liderler zirvesi öncesinde Türkiye'nin Ege'de "süresiz" Navtex yayınlaması Atina'da yankı buldu. MSB'den GASA ve kıta sahanlığı uyarısı geldi.
AHMET TAŞ | YEREL GÜNDEM
ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye ile Yunanistan arasında Şubat 2026 ortasında planlanan liderler zirvesi öncesinde, Ege Denizi’ndeki yetki alanları tartışması "süresiz" Navtex duyurularıyla yeni bir evreye taşındı. Ankara'nın, Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkarma tehdidine ve "deniz parkları" projesine karşı yayımladığı geniş kapsamlı seyir duyuruları, Atina yönetiminde "Ege'yi ikiye bölme stratejisi" olarak yorumlanıyor.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), geçtiğimiz hafta Yunan basınında yer alan "Türkiye 2 yıllık Navtex yayınladı" iddialarına çok daha sert bir yanıt vererek, ilan edilen duyuruların herhangi bir zaman kısıtlaması olmaksızın, "süresiz" olarak yürürlüğe girdiğini vurguladı. Bu açıklama, Şubat ayında yapılması beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Kiryakos Mitsotakis görüşmesi öncesinde diplomatik iklimi yeniden gerginleştirdi.
MSB'den "süresiz" vurgusu ve hukuki itiraz
Haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuşan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Yunan basınında çıkan haberlerin teknik olarak eksik olduğunu belirtti. Aktürk, yayımlanan Navtex'lerin (Seyir Duyurusu) sadece birer tatbikat bildirimi değil, Yunanistan'ın Ege'deki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine yönelik "teknik bir itiraz" niteliğinde olduğunu ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, "Yayımladığımız Navtex'ler, seyir emniyetini göz önüne alarak Ege Denizi'ndeki kıta sahanlığımızı kapsayan duyurulardır. Deniz yetki alanlarımızdaki tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemiz ile koordine edilmesi gerektiğini hatırlatıyoruz" dedi. Aktürk ayrıca, Gayri Askeri Statüdeki Adalar'ın (GASA) karasularını da kapsayan sahalarda Yunanistan’ın askeri faaliyet yürütmesinin uluslararası antlaşmalara açıkça aykırı olduğunun altını çizdi.
Navtex: Diplomatik mesajın denizdeki dili
Aslen denizcilere güvenlik bilgileri, hava raporları ve arama-kurtarma koordinatlarını ileten bir haberleşme sistemi olan Navtex (Navigational Telex), Ege Denizi'nde uzun yıllardır bir diplomatik güç gösterisi aracı olarak kullanılıyor. Türk makamlarının son dönemde İzmir (0060/26) ve Antalya (0880/25) istasyonlarından yayımladığı duyurular, süresi ve içeriği bakımından Atina'da "Ankara'nın yeni taktiği" olarak adlandırılıyor.
Eylül 2025'te yayımlanan benzer içerikli bir duyuruda olduğu gibi, Türkiye bu kez de 23 adanın ismini tek tek sayarak bu bölgelerin silahsızlandırılmış statüsünü hatırlattı. Bu adalar arasında Taşoz, Midilli, Sakız, Rodos ve Meis gibi stratejik noktalar bulunuyor. Türkiye'nin tezi; 1914 Altı Büyük Devlet Kararı, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması uyarınca bu adaların daimi gayri askeri statüde kalması gerektiği yönünde.
Atina'nın endişesi: "Ege 25. meridyenden bölünüyor mu?"
Yunan analistler ve medya kuruluşları, Türkiye'nin yayımladığı "süresiz" ve geniş kapsamlı Navtex'lerin, Ege Denizi'ni boylamasına ikiye bölen 25'inci meridyenin doğusunda bir "hakimiyet alanı" kurma girişimi olduğunu savunuyor. Atina'daki siyasi çevrelerde, Ankara'nın bu uzun süreli duyurularla uluslararası alanda bir "oldu-bitti" yaratarak Ege'nin doğu yarısını fiili yetki alanı haline getirmeye çalıştığı konuşuluyor.
Yunan basınına konuşan savunma uzmanları, bu hamlenin Yunan hükümetini sürekli bir "savunma ve tepki" pozisyonunda bırakmayı hedefleyen kalıcı bir baskı mekanizması olduğunu iddia ediyor. Bu durumun, Şubat ayındaki liderler görüşmesinde masaya gelecek olan "pozitif gündem" başlıklarını gölgeleyebileceği ifade ediliyor.
12 mil tehdidi ve 'Casus Belli' gölgesi
Gerginliğin bir diğer ayağını ise Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis'in 16 Ocak'ta parlamentoda yaptığı açıklamalar oluşturuyor. Yerapetritis, Ege'de kurulacak "deniz parklarının" aslında Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma stratejisinin bir ön hazırlığı olduğunu ima etmişti.
Türkiye tarafı ise bu söyleme karşı "Casus Belli" (Savaş Sebebi) kararını hatırlatmaya devam ediyor. 1995 yılında TBMM’de oy birliği ile kabul edilen bildiri, Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını Türkiye için bir savaş gerekçesi olarak tanımlıyor. Mevcut Navtex krizi, Atina'nın "egemenlik haklarımızı pekiştiriyoruz" söylemine karşı Ankara'nın "yetki alanlarımızı koruyoruz" yanıtı olarak sahadaki yerini koruyor.
| Gayri Askeri Statüdeki Bazı Kritik Adalar (GASA) | İlgili Antlaşma Dayanağı |
| Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya | 1923 Lozan Antlaşması |
| Rodos, İstanköy, Meis, Kerpe | 1947 Paris Antlaşması |
| Limni, Semadirek | 1923 Lozan ve Montrö |
Siyasi gözlemciler, Şubat ortasındaki Erdoğan-Mitsotakis görüşmesinin, Ege'deki bu teknik ve hukuki restleşmelerin gölgesinde geçeceğini; ancak her iki liderin de krizin kontrolden çıkmasını önlemek adına "iletişim kanallarını açık tutma" iradesini sürdüreceğini öngörüyor.













