Borabay Gölü donunca: Buz üstünde yanan ateşin hikayesi
Borabay Gölü’nün dondurucu soğuklarla buz tutması, 1965 yılında buzun üzerinde ateş yakıp piknik yapan bir kuşağın pervasız cesaretini ve sarsılmaz dostluğunu akıllara getirdi.
YEREL GÜNDEM / AMASYA, TÜRKİYE
Amasya'nın Taşova ilçesinde saklı bir cennet olarak bilinen Borabay Gölü’nün dondurucu kış şartları altında tamamen buzla kaplanması, bölge sakinlerinde sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir nostalji rüzgarı estirdi.
Taşova Gazetesi’nde yer alan "gölün donduğuna" dair haber ve beraberindeki fotoğraflar, emekli eğitimci İsmail Erdal’ın şahsında bir kuşağın hafızasını tazeledi. Erdal, karlı dağlar ve sessizliğe gömülmüş göl manzarasının kendisini 1965’li yılların Taşova’sına, dükkan önlerinde yapılan o bitmek bilmeyen samimi sohbetlere götürdüğünü ifade etti. Bu bembeyaz manzara, Taşova’nın sevilen simalarından Hacıbekir Yüksel, sinemacı Ömer Caba ve o dönemin pervasız dostluklarının unutulmaz bir hikayesini yeniden gün yüzüne çıkardı.
Buz Üstünde Ateş Yakan Bir Kuşağın Mirası
1965 yılının dondurucu bir kış gününde, Taşova’nın renkli simaları olan esnaf Hacıbekir Yüksel ve sinemacı Ömer Caba, o güne kadar kimsenin cesaret edemediği bir fikirle ortaya çıkarlar: "Göl tamamen donmuşken buzun üzerinde ateş yakıp piknik yapmak." Bu fikir, sadece bir gezi planı değil, hayatı ciddiye alırken bile onun kasvetinden sıyrılabilen bir kuşağın yaşam felsefesinin yansımasıydı.
Hacıbekir Yüksel’in torunu İlhan Yüksel’in aktardığı detaylara göre; dedesi Borabay Köyü’nün üst tarafındaki balık havuzlarına kadar araçla gitmiş, yolun geri kalanını ise karla kaplı dağları aşarak at sırtında tamamlamıştır. Donmuş gölün ortasına kadar ilerleyen bu dost grubu, buz tabakasının üzerinde devasa bir ateş yakarak saatlerce sürecek o meşhur pikniği gerçekleştirmişlerdir.
"Buz Erise Nasıl Kurtulacaktık?"
İsmail Erdal, babasının dükkanı önünde yıllar sonra bu anıyı anlatan kahramanların kahkahalarının hala kulaklarında olduğunu belirtiyor. Anlatırken gülmekten konuşmakta zorlanan Ömer Caba ve Hacıbekir Yüksel’in birbirlerine sordukları o soru, aslında o günkü maceranın absürtlüğünü ve güzelliğini özetliyor: "Buzun üstünde ateş yaktık… Peki, buz erise biz nasıl kurtulacaktık?"
Bu sorunun ardından gelen cevap ise o kuşağın ortak karakterini ortaya koyuyor: "Mühim olan, kimsenin yapamayacağını bizim yapmamızdı." Bu cümle, sadece bir inatlaşma değil, dostluğun ve ortak bir anı biriktirme arzusunun her türlü riskin önüne geçtiği bir dönemin manifestosu niteliğindedir.
Borabay: Bir Doğa Harikasından Fazlası
İsmail Erdal’ın Muğla’dan Taşova’ya uzanan bu duygu yüklü hatırlatması, Borabay Gölü’nün sadece bir coğrafi oluşum veya turizm destinasyonu olmadığını kanıtlıyor. Erdal’a göre o göl; bir kuşağın cesaretini, bir şehrin esnaflık kültürünü ve hayatı tüm çıplaklığıyla, korkusuzca yaşama halini sularının derinliğinde (veya buzunun altında) saklıyor.
Gölün üzerindeki sessizlikte hala o eski kahkahaların yankılandığını hisseden Taşovalılar için Borabay, zamanın akışına direnen bir hafıza durağıdır. İsmail Erdal’ın dediği gibi: "Bazı insanlar, göl donsa da, zaman geçse de, anıların buzunu hiç eritmeden yaşamaya devam eder." Bugün Borabay yine buz tutmuş olabilir; ancak 1965’te o buzun üzerinde yakılan dostluk ateşi, Taşova’nın kültürel mirasında sönmeden yanmaya devam ediyor.
Kaynak: Tasova.gen.tr













