Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı krizi: Depresyon artıyor

Nature dergisinde yayımlanan araştırma, son on yılda üniversite öğrencilerinde depresyon ve kaygının arttığını, destek sistemlerinin yetersiz kaldığını gösterdi.

Üniversite öğrencilerinde ruh sağlığı krizi: Depresyon artıyor

MELİKE TÜRK / YEREL GÜNDEM 

İSTANBUL, TÜRKİYE —Nature dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, dünya genelinde üniversite öğrencileri arasında son on yılda depresyon, kaygı ve intihar düşüncesi gibi ruh sağlığı sorunlarının alarm verici düzeyde arttığını kanıtladı.

Küresel ölçekte 72 bin 288 lisans öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, akademik çevrede yaşanan bu krizin üniversitelerin mevcut destek mekanizmalarını zorladığını ortaya koyuyor. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas, özellikle pandemi sonrası dönemde gençlerin psikolojik açıdan çok daha kırılgan bir sürece girdiğine dikkat çekti.

Pandemi ve ruh sağlığı krizi

Araştırma, üniversitelerdeki ruh sağlığı sorunlarının Covid-19 pandemisi döneminde zirve yaptığını, sonrasında ise hafif bir azalma eğilimine girdiğini gösteriyor. Ancak Dr. Öğr. Üyesi Hazal Ayas’a göre, 2013 yılından bu yana süregelen genel artış eğilimi ciddiyetini koruyor. Pandemiyi yalnızca fiziksel bir sağlık krizi olarak görmemek gerektiğini belirten Ayas, bu sürecin sosyal hayatı ve ruhsal dengeyi sarsan bütüncül bir kriz olduğunu vurguladı.

Ruhsal bozuklukların en hızlı artış gösterdiği yaş grubunun 20-29 aralığı olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun hem biyolojik hem de toplumsal nedenleri olduğunu ifade ediyor. Özellikle şizofreni ve bipolar bozukluk gibi psikotik özellikli rahatsızlıkların başlangıç yaşının 19-25 arasına denk gelmesi, üniversite yıllarını biyolojik olarak da hassas bir döneme dönüştürüyor.

Üniversiteye geçişte psikolojik kırılganlık

Üniversite dönemi, bireyin aileden bağımsızlaştığı ve sorumlulukların katlanarak arttığı bir evre olarak tanımlanıyor. Dr. Hazal Ayas, bu sürecin tek başına bir gelişim avantajı sunabileceğini ancak olumsuz çevre şartlarıyla birleştiğinde dezavantaja dönüşebileceğini ifade etti. Öğrencilerin ruh sağlığını tehdit eden temel stres faktörleri arasında şunlar öne çıkıyor:

  • Ekonomik Zorluklar: Mali problemler, eğitim ve yaşam masraflarının karşılanamaması.

  • Gelecek Endişesi: İş bulma korkusu ve kariyer basamaklarındaki belirsizlikler.

  • Sosyal Destek Eksikliği: Akran ilişkilerinde yaşanan sorunlar veya yalnızlık hissi.

  • Başarısızlık Korkusu: Akademik beklentilerin yarattığı yoğun baskı.

Ayas, ailesinden ayrı bir şehirde yaşayan öğrenciler için bu deneyimin yetişkinliğe adım atmak adına kazandırıcı olduğunu ancak sosyoekonomik açıdan dezavantajlı grupların kaygı bozukluğu ve depresyon riskine karşı daha savunmasız kaldığını ekledi.

Psikolojik esneklik ve koruyucu hizmetler

Araştırma sonuçları, bireylerin zorlukları nasıl yorumladığının psikolojik dayanıklılık üzerinde kilit rol oynadığını gösteriyor. Dr. Hazal Ayas, "Duyguları tanıma, ifade edebilme ve düzenleyebilme becerileri, karşılaşılan zorlu yaşam olaylarına karşı ruhsal bozukluk geliştirme riskini azaltır" dedi. Bu noktada üniversitelerin sadece müdahale değil, "koruyucu ruh sağlığı" hizmetlerine odaklanması gerektiği belirtiliyor.

Üniversitelerdeki psikolojik destek birimlerinin daha erişilebilir olması ve alanında uzman profesyonellerle çalışması gerektiğini savunan Ayas, kulüp etkinlikleri, festivaller ve sosyal beceri odaklı organizasyonların öğrencilerin ruhsal bağışıklığını güçlendireceğini ifade etti. Özellikle dezavantajlı gruplara yönelik ekonomik ve sosyal destek programlarının, klinik müdahale programları kadar hayati öneme sahip olduğu vurgulanıyor.

Pozitif psikoloji ile erken önlem

Üsküdar Üniversitesi, bu alandaki krizin derinleşeceğini öngörerek 2013 yılından bu yana "Pozitif Psikoloji" derslerini zorunlu müfredata dahil ederek dünyanın sayılı üniversitelerine öncü oldu. "Mutluluk dersleri" olarak da bilinen bu yaklaşım, gençlerin sadece hastalık dönemlerinde değil, sağlıklı oldukları dönemlerde de ruhsal dayanıklılıklarını artırmayı hedefliyor.

Siber zorbalık, yalnızlaşma ve dijital bağımlılık gibi modern çağın getirdiği yeni risk faktörleri göz önüne alındığında, üniversitelerin koruyucu hizmetlerini güçlendirmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak görülüyor. Gençlerin yetişkinlik dönemi için sağlam bir temel oluşturabilmesi, bugünkü ruh sağlığı yatırımlarına bağlı görünüyor.

www.yerelgundem.com