İstanbul’da hissedilen 5.2’lik deprem sonrası Bektaş’tan kritik uyarı

Balıkesir Sındırgı’daki 5.2’lik depremin ardından Prof. Dr. Osman Bektaş, Simav–Gediz faylarındaki stres transferine dikkat çekerek deprem kümesinin 2026’da büyüyebileceğini söyledi.

İstanbul’da hissedilen 5.2’lik deprem sonrası Bektaş’tan kritik uyarı

Ahmet Taş / Yerel Gündem

BALIKESİR, TÜRKİYE —  Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen ve İstanbul’da da hissedilen 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgedeki deprem kümesinin 2026 yılında daha da büyüyebileceği uyarısında bulundu.

Gece saat 00.24’te kaydedilen deprem, Ege ve Marmara’daki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşırken, uzmanlar bölgede aylardır süren yoğun aktivitenin tesadüfi olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş’a göre yaşananlar, uzun süredir devam eden bir “deprem fırtınasının” yeni halkası niteliğinde.

Aylar süren deprem fırtınası

Bölgede yoğun sismik hareketlilik, 10 Ağustos’ta meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremle başlamıştı. O tarihten bu yana büyüklükleri zaman zaman 6.2’ye ulaşan 25 binden fazla sarsıntı kaydedildi.

Prof. Dr. Bektaş, bu sürecin 1969–2025 deprem kümesinin genişleme çabası olduğunu belirterek, Sındırgı’daki son depremin bu zincirin doğal bir parçası olduğunu ifade etti.

Simav ve Gediz faylarında stres transferi

Bektaş, Simav ve Gediz faylarının oluşturduğu tektonik bloğun kritik önemde olduğuna dikkat çekti. Analize göre bu blok üzerinde, Sındırgı depremleri de dahil olmak üzere yedi adet 6.0 ve üzeri büyüklükte deprem meydana geldi.

Bu büyük depremlerin yalnızca sarsıntı üretmekle kalmadığını vurgulayan Bektaş, çevredeki daha zayıf faylara ciddi miktarda stres transferi gerçekleştiğini kaydetti.

Akışkan göçü zayıf fayları tetikliyor

Bektaş’ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de “akışkan göçü” oldu. Her depremin yer altındaki akışkanların hareketini tetiklediğini belirten Bektaş, sıcak su kaynaklarında gözlenen kimyasal ve debi değişimlerinin bu sürecin göstergesi olduğunu söyledi.

Bektaş mekanizmayı şöyle anlattı:

“Her bir deprem yakın çevresindeki zayıf faylara stres transferi yaptığı gibi akışkan göçüne de neden oluyor. Tam kilitli olmayan zayıf faylar, artan akışkan basıncıyla kolayca kayarak orta büyüklükte deprem üretebiliyor.”

2026 için kritik uyarı

Sındırgı ve çevresindeki sismik hareketliliğin rastlantısal olmadığı görüşünü dile getiren Bektaş, mevcut sürecin devam edebileceğini belirtti. 1969’dan bu yana izlenen deprem kümesinin genişlemeye çalıştığını ifade eden Bektaş, şu değerlendirmede bulundu:

“Sonuç olarak 1969–2025 deprem kümesi, Sındırgı depremselliği ile 2026 yılında daha da büyüyecek.”

Uzmanlara göre bölgedeki gelişmelerin yakından izlenmesi ve özellikle zayıf fay hatlarına yakın yerleşimlerde risk farkındalığının artırılması büyük önem taşıyor.


www.yerelgundem.com