Teğmenlerin üniforma ısrarı: Psikolojik ve bilimsel analiz

Dereceyle mezun olan teğmenlerin yurt dışı imkanları yerine TSK'ya dönme mücadelesi; aidiyet, kimlik inşası ve Maslow teorisi çerçevesinde analiz edildi.

Teğmenlerin üniforma ısrarı: Psikolojik ve bilimsel analiz

Ahmet Taş / Yerel Gündem

ANKARA / TÜRKİYE — Kara Harp Okulu mezuniyetindeki "Subay Andı" sonrası ihraç edilen derece sahibi teğmenlerin, yurt dışındaki parlak kariyer fırsatlarını reddederek üniformalarına dönmek için verdikleri hukuk mücadelesi, bilimsel açıdan güçlü bir "aidiyet ve kimlik" motivasyonuna dayanıyor.

Akademik başarıları sayesinde dünyanın pek çok yerinde üst düzey kariyer yapma potansiyeline sahip olan bu genç subayların, neden kişisel konfor yerine "disiplin soruşturmaları ve belirsizlikle" dolu bir süreci tercih ettikleri merak konusu oldu. Psikoloji uzmanları, bu durumu sadece mesleki bir seçim olarak değil; ergenlikten itibaren askeri disiplinle şekillenen "çekirdek kimlik" ve toplumsal hizmet dürtüsünün bireysel çıkarların önüne geçmesi olarak açıklıyor. Uzmanlara göre, teğmenlerin geri dönüş çabası, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ndeki "kendini gerçekleştirme" basamağının maddi tatminden ziyade, manevi bir değerler bütünü ve üniforma ile özdeşleşmiş olmasıyla ilişkilendiriliyor.

Askeri kimlik inşası ve aidiyet psikolojisi

Askeri eğitim, bireyin sivil kimliğini minimize ederek yerine güçlü bir kurumsal kimlik inşa eder. "Grup aidiyeti" olarak adlandırılan bu psikolojik süreçte, birey artık kendini sadece "Deniz" veya "İzzet" olarak değil, "Türk Subayı" olarak tanımlar. Teğmenlerin hukuk mücadelesi, psikolojik terminolojide "bilişsel tutarlılık" arayışıdır; yani inandıkları değerler ve uğruna yıllarca emek verdikleri kimlik ile mevcut durum (ihraç) arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırma isteğidir. Üniforma, bu bireyler için sadece bir giysi değil, kişiliğin ayrılmaz bir parçası olan "ikinci bir deri" hükmündedir.

Ekonomik rasyonaliteye karşı manevi motivasyon

Klasik ekonomi teorileri, bireyin her zaman maksimum maddi faydayı (yurt dışında yüksek maaşlı iş vb.) seçeceğini öngörürken; davranışsal psikoloji, "anlam arayışı" ve "fedakarlık" dürtülerinin bazen bu rasyonaliteyi saf dışı bıraktığını kanıtlar. Dereceyle mezun olan teğmenler için TSK’ya dönmek, konfor alanına değil, yaşam amaçlarının merkezine dönmek anlamına gelir. Psikologlar, "öz-yeterlilik" duygusunun bu gençlerde çok yüksek olduğunu, ancak bu yetkinliği kişisel kazanç için değil, ait oldukları toplumun güvenliği için kullanma yönündeki "içsel motivasyonun" baskın geldiğini vurguluyor.

Travma sonrası büyüme ve adalet arayışı

İhraç süreci, birey üzerinde ağır bir psikolojik travma yaratsa da "Travma Sonrası Büyüme" (Post-Traumatic Growth) kavramı bu noktada devreye giriyor. Teğmenlerin kararlı tutumu, yaşadıkları haksızlık karşısında pasif kalmak yerine aktif bir hukuk mücadelesine girerek karakterlerini ve inançlarını pekiştirmeleridir. Mahkeme koridorlarındaki bu ısrar, bilimsel olarak "sosyal adalet algısı" ile desteklenir; birey, kurallara uyduğunu ve haksızlığa uğradığını düşündüğünde, bu durumu düzeltmek için büyük bedeller ödemeyi göze alabilir.

www.yerelgundem.com